Posta
 
Üyelerimizin  @gebze.org.tr uzantılı postalarına erişimi içindir

Kültür‎ > ‎

Şair Ali KARA

Ali KARA       Tüm çalışmalar için web:    www.alikara.com.tr      Şiir KÖŞESİ

NE HALİN VARSA GÖR

Varsın bütün dertler beni bulsun,
Hayatım yalnız ve mutsuz geçsin,
Ne çıkar ?
Yağmur bulutları üstümde dolaşsın,
Korkunç şimşekleriyle...
...Güce sokakları yuvam olsun
Tozu, toprağı ve boğucu sıcaklığıyla.
Razıyım
Böyle bir yerde yaşamaya.
Üstelik beni sevmeni de beklemiyorum !
Ama
Seni sevdiğimi herkes bilsin,
Yeter bana.

Herkes hakir görecek bu halimi
Divane olduğumu sanalarcaklar belki,
Ben razıyım böylesi hayata,
Kimseye gücenmem.
Güleceğim, eğleneceğim kendi alemimde !
Üstelik beni sevmeni de istemiyorum.
Buna hakkım olmasına rağmen.
Sakın yalnış anlama,
Ama
Seni sevdiğimi herkes bilsin,
O yeter bana.
 

SENİ SEVİYORUM DİYEMEM

Terkedip onu geri dönmedikçe,
Şirin'den daha çok sevmedikçe,
Leyla gibi yanıp çöle düşmedikçe,
Seni seviyorum diyemem.

Aslı gibi, seviyorum diye ağladıkça,
Ellerini boynuma dolayıp sarılmadıkça,
Gönlümdeki hasret bulutlarını dağıtmadıkça,
Seni seviyorum diyemem.

Sevdamız dilden dile anlatılmadıkça,
Resimlerimiz her yere dağıtılmadıkça,
Bize engel olanlar pişman olmadıkça,
Seni seviyorum diyemem.

Gazetelerde manşet, makalelerde konu olmadıkça,
Sevdamızdan drama senaryoları yazılmadıkça,
Kanımıza milyonlarca dolar verilmedikçe,
Seni seviyorum diyemem.

Sırtımızdan vurmadıkça, düşmanlarımız alçakça,
İkimizin mezarı yan yana kazılmadıkça,
En görkemli cenaze töreni bize yapılmadıkça,
Seni seviyorum diyemem...

HAY AKSİ

Geçen gün;
Mide kanaması geçirdim.
Şimdi de ayağım kaydı, düştüm
Bak kolum kırık.
Kafamı da kaldırıma çarptım.
Tek sağlam yerim,
Sence kalbim mi ?
Evet der gibisin, duyuyor gibiyim.
Yanılıyorsun...
...Boş ver,
Onu da seneler önce,
Bir zalim kırdı.

Nasıl mıyım bu gün ?
Kalbim kırık, dökük ve yamalı,
Tamirat var gönlümde,
Yer arama boşuna,
Yeni aşklara kapalı.
 

 

YALAN OLUR

Geçen hafta iki sevgili gördüm sahilde,
El ele tutuşmuş, öylece bakışıyorlardı.
Oğlan kızın yanağına öpücük kondurdu,
O an seni düşünmedim desem, yalan olur.

Yalnış hatırlamıyorsam, çarşamba idi,
Bir kadın gördüm, çocuğunun elinden tutmuş,
Salına salına yürüyordu çarşıda,
O an seni anmadım desem, yalan olur.

Dün akşam komşunun gelini penceredeydi,
Sokakdaki yabancıya bakıyordu, aralamıştı perdeyi,
Senden ayrı nasıl geçirdim, beş-on seneyi,
O an aklıma mazimiz gelmedi desem, yalan olur.

Kimse senin gibi sıkı sarmıyor kollarına,
Kimse senin gibi içten gömülmüyor dudaklarıma,
Ve biliyorum ki, kimse senin gibi bakmıyor yollarıma,
Geçen yıllar seni bana unutturdu desen, yalan olur.!!!

ARAMIZDA BİRİ Mİ VAR?

Küçüğüm, bir tanem diyordun, öperken
Sevdiceğim diyordun, başım sinendeyken
Neden baka mıyorsun şimdi gözlerime ?
O selam verip geçen de kimdi ?

Sıcacık ellerin elimdeyken
Seviyorum diyordun kollarımdayken,
Bakamıyorsun gözlerime şimdi,
Aramızda biri mi var ?
O selam verip geçende kimdi ?

O tatlı sözleri duymaz oldu kulaklarım,
Bir göz kırpsan, yine sana koşarım,
Böyle giderse, beş-on yıl anca yaşarım !
Aramızda biri mi var ?
O selam verip geçende kimdi ?
 

SUSAR AĞLARIM

Hasretin çöküyor, bu garip yüreğime,
Yaş dolar gözlerim, hep ağlarım.
Aklıma gelince seviyorum deyişin,
Kaparım gözlerimi, susar ağlarım.

Ümit yabancıdır sanki dünyama,
Izdırap yazılmış alın yazıma,
Hayalin gelince birden aklıma,
Yaş dolar gözlerim, susar ağlarım.

Bir garip dua düşer dilime,
Avuç açarım gökyüzüne, belki kavuşturur diye,
Resmini alırım elime, derin derin bakarım,
Kapanır gözlerim, susar ağlarım.

Akşam olunca, kendimce hep seni ararım,
Kendimi kaybedip, eski günlere dalarım,
Gecenin koyu karanlığında, seni ararım,
Bulamayınca, resminin karşısına oturup, susar ağlarım

BENİ ÖZLEYECEKSİN

Evde günlük işlerini yaptığın,
Sıradan yaşanan günün birinde,
SANA YAZDIĞIM, BİR ŞİİRİM GELECEK AKLINA,
Beni özleyeceksin,
Bırakıp her şeyi bir kenera da,
Beni düşüneceksin.

Unutamadığın o eski günleri,
Seninle buluşup gezdiğimiz yerleri,
Öpüp kokladığın sıcacık tenimi,
Ve beni özleyeceksin,
Bırakıp her şeyi bir kenara da,
Beni düşüneceksin.

Sensiz geçen bunca yıılarımı,
Seni saraken şimdi boş kalan kollarımı,
Ve beni düşüneceksin, özleyeceksin,
Bırakıp her şeyi bir kenera da,
Bir kez daha beni düşüneceksin.

Telefonumu soracaksın, adını bile unuttuğun dostlarıma,
Adresimi arayacaksın, sana yazdığım mektuplarda,
Öpüp beni sarmak isteyeceksin, eskisi gibi kollarında,
Beni burnun sızlayarak özleyeceksin,
Bırakıp her şeyi bir kenera da,
Beni, saçlarını yolarak, bir daha düşüneceksin...!

 

ÇEKER GİDERİM

Yüce aşkımızı inkar edersen,
O mutlu günleri unuttum dersen,
Benden başkasını da seversen,
Boynumu kadere büker giderim.

Belli değil gecem, gündüzüm,
Ellerim koynımda sanki öksüzüm,
Deli gönlüme geçmedi, geçmiyor sözüm,
Gözlerimden yaş döker giderim.

Ellerimle saçlarımı yolduğum zaman,
Baktığım her yerde seni gördüğüm zaman,
Gönlümün acısını, ta ciğerlerimde hissettiğim zaman !
Bırakırım her şeyi hayata da, çeker giderim

HEZEYANLAR

Şükürler olsun dişarıdayım,
Ama;
Bana sorsalar
Ayağımda pranga, elimde kelepçe
İzbe bir hücredeyim !
Ağustosta sıcaklık kırk dereceyken,
Ben titriyorum !
Sanki zemherideyim !

Gece yarıları uykumu bölüp,
Üstüme çörekleniyor karabasanlar,
Kendi halinde bir fabrika işçisiyken
Bazen dağları delen Ferhat oluyorum
Bazen de Kerem
Çölde Leyla'sını arayan Kays oluyorum bazen.
Az sonra, bir daha işçi oluyorum yeniden.

Sabah olsun diye bekliyorum saatlerce,
Güneş doğuyor karabasanlarımın ve benim üstüme.
Sonra bakıyorum, ayağımda pranga
Elimde kelepçe yok.
Hücredemiyim diyorum?
Hayır, yatak odasındayım
Hücreden eser yok.
Hezeyanlar içinde duygularım !...
hezeyan; sayıklama, saçmalama
 

İKİ ELİM İKİ YAKANDA

Bilseydim sana yüreğimde yer vermezdim,
Bilseydim seni gerdek gecesinde hayal etmezdim,
Bilseydim gideceğini, kapında köpek olur beklerdim,
Yaşarken öldürdün beni, iki elim iki yakanda gayri.

Gözyaşlarımı helal etmiyorum, yine uykusuzum aynı
İki elim iki yakanda, kabusunum bundan gayrı.

Anlaşılsın istiyorum, senin uğruna niye harap ettim gençliğimi?
Sadece sen anlamadın, biliyorlar seni nasıl çok sevdiğimi ?
Sever miydim yoksa, bilseydim bir gün terk edeceğini?
Yaşarken öldürdün beni, iki elim iki yakanda gayrı.

Gözyaşlarımı helal etmiyorum, yine uykusuzum aynı
İki elim iki yakanda, kabusunum bundan gayrı.

Vicdansız, abul rüzgarına bıraktın, savurdun yaprak gibi,
Hiç mi yüreğine ateş düşmedi, nasıl unuttun beni?
Bu dünyadan geçti,
Ahirette kul hakkından karşıma getirecekler seni!
Yaşarken öldürdün beni, iki elim iki yakanda gayrı.

Gözyaşlarımı helal etmiyorum, yine uykusuzum aynı
İki elim lki yakanda, kabusunum bundan gayrı !!!
 

SANA DOYAMADIM YA

Bir sana hasretim,
Bir de;
Kabussuz gece uykularına.
Sıcaklığın mı ?
Sıcaklığın hala bedenimde.
Arkamdan bakışların,
El sallayışın kalmış hayalimde.
Sana doyamadım ya,
Ona yanıyorum.
 

YALAN YEMİNLER

Hatırlatmak isterim maziyi unuttuysan;
Hani birbirini delice seven,
İki kişi vardı ya, o bizdik işte.
Diyecek başka sözüm yok, eğer şimdi mutluysan.
Ama bana bir mutluluk vaadin vardı,
Hala tutmadığın.

Hatırladın mı, gözlerime bakarak ettiğin yeminleri ?
Nasıl unuttuğumu sanırsın, o tatlı sözleri,
Ya sıcaklığını, ya başımı koyduğum kucağını ve o buselerini...
Akranlarımıza emsaldi bizim aşkımız,
Bana bir sözün vardı, sevgiye dair,
Hala tutmadığın

Hatırlıyor musun, akşam karanlığındaki kaçamakları ?
Okşadığım, kokladığım kestane rengi saçlarını,
Sevdim diye sana adadım, bunca yıllarımı !
Şimdi bir görsen, pişman olursun belki, saçımdaki akları,
Bir yeminin vardı; Bütün yıldızlar şahit demiştin,
Hala tutmadığın.

Artık hatırlamışsındır, küçük ayrıntıları bile,
Yeni anlıyorum, adı sevda değilmiş bizimkisinin,
Olsa olsa çile,
Ne istiyordun benden, niye yüreğimi yaktın onca sene,
Bir gönül borcun vardı bana,
Hala tutmadığın,

Üç nokta koyupta, sürmesin bu maceralar,
Tek nokta ile bitirelim, bitsin böylesi aşklar,
Hicran dolmasın gönlümüze, dinsin gözümüzdeki yaşlar.
Yine de unutma, bütün bu hatırlattıklarımı !
Ödemeni bekliyorum biriken borçlarını...
Yeminlerin vardı ya artık tut onları !!!
 

SANA DOYAMADIM YA

Bir sana hasretim,
Bir de;
Kabussuz gece uykularına.
Sıcaklığın mı ?
Sıcaklığın hala bedenimde.
Arkamdan bakışların,
El sallayışın kalmış hayalimde.
Sana doyamadım ya,
Ona yanıyorum.


MEKTUP

Bir mektup aldım Güce'den,
Affet beni, pişmanım diye yazmış.
Okudum, kokladım hayel kurdum,
Üzülme ALİ'm, beklerim diye yazmış.

Doldurmuş her satırını sevgileriyle,
Gecelerde seni aruyorum diye yazmış,
Vermiş postaya kınalı elleriyle,
Neredesin ALİ'm, gel diye yazmış.

Mektubuna koymuş resmini,
Üstüne yazmış, unutamadım seni,
Diyor ki; hala seviyorsan beni,
Gel ALİ'm, beni al diye yazmış.


SÖYLEMEDİN Mİ?

En güzel yıllarımı hayalin süsledi,
İçimdeki hasreti, gözyaşlarım gizledi,
Söylemedin mi?
Beni deliler gibi sevdiğini,
Unuttun mu?
Yıllar geçse de,
Unutmayacaktın beni.!!!
 

ADINI ŞİİR YAPTIM

Dün akşam sabahladım
Kimsesiz sokaklarda.
Hasretinden,
Adını şiir yaptım,
Titreyen dudaklarımda.
Ama gönül yarama ne fayda
Viran oldu gönlüm sayende, viran.

 

BENİM HİKAYEM

Bir güz sonuydu
bakışlarımız kilitlendiğinde,
Güce sokaklarında
beş, altı kişi ile
alaca bir kediden başka,
şahit yoktu aşkımıza.

Göz kırpıp gülüşmeler,
kaçamak bakışmalar
ve ilk el ele tutuşmamız,
temelini oluşturdu aşkımızın.

Derken askerlik girdi araya
sadece onbeş aydı
aslında, bize göre
sanki onbeş yıldı.

Önce nişan, peşinden düğün,
Onüç yılımız geçmiş be gülüm.

Sonra
iki çoçuğumuzun sesi
yankılandı evimizde,
Şimdi boyumuza yakın oldular
Ne çabuk büyüdüler değil mi ?

Hak ettiğimizi vermediysede hayat,
Pes etmedik, savaşıyoruz hala
kader belimizi büktü biraz,
Olsun.
Dik duralım, alnımız açık hala.

Yıllar neler getirecek,
bekleyip göreceğiz.
Çoçuklarımız biraz daha büyüyünce
Mürüvetlerini göreceğiz.

Aynalara küseriz
vazgeçeriz bir gün, takvime bakmaktan,
herkesin başına gelecek
korkmayalım yaşlanmaktan.

Mutluluklarıyaşadık
Acıları paylaştık
Ne çabuk geçmiş seneler
ve onüç yılımızı
geride bıraktık be gülüm

Sanmaki emekli olurum,
İnanması zor ama
Belki meşhur bir şair olurum.

 

 



DERİN MEVZU
Bir nisan akşamı el ele yürüsek sahilde istemez misin?
Ya ad bir eylül akşamı, ıhlamur ağacının altında dizine yatsam...
Zemheride kar yağarken koluna girip omuzuna yaslansam...
...Peki anladım, korkuyorsun, bilmelisinki derin mevzudur aşk!

Evin yedek anahtarını bana vermen kolay değil, anlıyorum!
Bari perden açık kalsın, beni görünce balkondan alırsın sanıyorum!
Utanmıyor musun diye sorma; yakalanmaktan çok korkuyorum?
Bırak mazeret aramayı, kulağıma beni sevdiğini söylersin diye bekliyorum.

Geliyorum bu akşam; üzümü temizle şeftaliyi dilimle,
Üstünde beyaz penyen,altına birşey giyme,
Oynaşırız biraz, yanakların kızarıncaya, kalbin çarpıncaya kadar,
Bir buçuktan önce istemeyerek de olsa giderim merak etme!

Sabah işe geç kalırım belki, altıda telefon et uyandır beni,
Çok yakında tekrar edelim bu serüveni!
Ne cevap vereceğiz onu düşünüyorum, yakalayan olursa bizi?
Of be RÜYAYMIŞ, ama ben gerçekten istiyorum seni.

Rüya olarak kalmasa yaşasak hepisini,
Çok beğendim tipimsin bırakmam seni,
Başkasının elini bile tutmam olsa dünya güzeli,
Anla artık derinlerdeyim istiyorum kız seni!!!
Böylesine derin mevzudur aşk.

 

O NASIL GİDİŞ
Zambak tohumu diye ektiklerim, kaktüs olup çıktı şimdilerde,
Sayende mastır yaptım, her işveli bakışa aldanmıyorum yıllardır,
Derin bir keder bürüdü içimi, o zamanda mevsim böyle kıştı,
Şimdi sana anlamsız gelecek ama, öğrenmek istiyorum artık;
Neden, neden arkana bakmadan gittin?

Muradında yoktuysam, fütursuzca kanıma girmeseydin!
Sevdadan habersiz yaşarken, niye aşkı öğrettin?
Kendini sevdirdin lakin, galiba sen sevmeyi beceremedin!
Yıldızsız nafile gecelerde, rüyalarımı süslerken,
Neden , neden bırakıp çekip gittin?

Tek teselli kaynağım oldu anılar,
Bir çift mavi göz görsem, istemeden içine bakarım!!!
Başımı öne eğer, verdiğin sözleri hatırlarım,
Seneler sonra da olsa, bunu sormak hakkımdır,
Neden, neden yüzüstü bırakıp gittin?

Cevapsız kalacak belki, muhatap bulamayacak sorular,
Kolay mı sevdalanmak, aşk insanı derinden yaralar?
İnan hatırlayamam, üstümüzden geçen bu kaçıncı sonbahar!
O mavi gözler hiç mi ağlamadı, dökülmedei mi yanaklarına yaşlar...
Gerçektende arkana dönüp bakmadan mı gittin ?

O ADAM BEN DEĞİLİM

Sevdamız aşk ötesiydi, bana göre hala da öyle,
Ali'm diyordun, delikanlım diyordun sararken kollarına,
Hepsi yalan mıydı, hiç mi doğru söz söylemedin kulağıma ?
Ulan yalancı, ben ihanet edilecek adam mıydım ?

İsteseydin bir gözümü sana vermez miydim ?
Söyle gökyüzünü ayaklarına sermez miydim ?
Ben delikanlılık şerefimle sevmiştim seni,
Ulan şerefsiz, ben kirli bir mendil gibi atılacak adam mıydım?

Bana sorsalar, sevmiştik sözde birbirimizi,
Allah'tan başkası ayıramazdı güya bizi,
NASIL ÇİĞNERSİN DÖRT KİTAP ÜSTÜNE ETTİĞİN YEMİNİ,
Ulan kitapsız, ben bir gecede bırakılacak adam mıydım?

Yaşadığın ve yaşayacağın hiç bir şey unutturamaz beni,
Unuttum diye haber gönderme boşuna,
Unuttum demekte HATIRLAMAKTIR, sor aşkı bilene,
Ulan kalpsiz, ben sevgisi hiçe sayılacak adam mıydım?
 

G Ü L Ü M

Geriye dönüp, düşündün mü hiç ?
Yıllar önceki ihanetini.
Anlatabildin mi ?
Hem sevip, hem de sevildiğin halde,
Bir gece aniden,
Arkana bakmadan kaçıp gittiğini !
Anlatsaydınya gülüm,
Yeni dostlarına kendini.

Yıllar önce olduğu gibi,
Şimdide biçareyim.
Saçlarım ağardı
Bir görsen ne haldeyim ?
Ben aslında bende değil;
Ben hala sendeyim.
Ya sen neredesin gülüm ?

Önce albümdeki bir resmine bak,
Sonrada aynadaki şimdiki haline,
Resimlerdeki pembe yanakların
Şimdi solmamış mı gülüm ?
Solmamış mı ?

Görüyor musun, kendi kendine yaptıklarını ?
Yaşatmadın doyasıya, gençliğimin baharını !
Lanet olsun, bizi bize yazan;
Ve sonunda ayıran kaderimize gülüm,
Lanet olsun gülüm.

Dünya ihanet şampiyonasına,
Katılmak için mi, bu dehşet çaban ?
Anlayalım
Bu dünya fani diyor herkes,
Unutma ahireti.
Bu gidişle heykelin bile dililecektir,
Yeter ki bir bir aldatsan,
Seni candan sevenleri !
Yalnız sen kurnazsın,
Herkes salak öyle mi?
Birincilik kürsüsü senin yerin !
Artık ne olur yorma kendini ?
Ya madalyan mı?
Madalyan gözyaşlarım gülüm
Madalyan, kahrolan gençliğim...
...Ve son kez lanet olsun;
Sana ve aşkına GÜLÜM...!!!

 

BİLİYOR MUSUN?

O küçük pastane şimdi boş kaldı,
Aşıkların yerini eli nasırlı işçiler aldı.
Yok eskisi gibi genç sevgililer,
Çoğu bizim gibi sevdiğinden ayrıldı !

Masalarda aşk mektuplarının yerinde,
Poça kırıntıları var.
Telefon numaramı unuttuğun o masada,
Fabrika işçisinin kirli parmak izleri var.

Kıvılcım olup düşüşün vardı ki yüreğime,
Tek bildiğim yandım, yanıyorum öylece,
Mektupları geriye verdiğin, son akşam varya,
Bir çay istedim, arka masada oturdum saatlerce.

Sen gittiğin o akşam, ağlamazdım sanıyordum,
Meğer yanılmışım, sahibinin terk ettiği it gibi ağladım,
Sen bakma erkekler ağlamaz dendiğine,
Kalkamadım sandelyeden, işçilerden gizli ağladım.

Pastanenein önünden her geçişimde;
İlk ağladığım o akşamı hatırlarım.
SEN AKLIMA DÜŞTÜKÇE
Hala, ŞEKERİ ELİNDEN ALINMIŞ ÇOÇUK GİBİ AĞLARIM

SERÇELER

Bugün
Yağmurlu bir gün.
Perdeyi araladım
Baktım dişarı.
Komşunun balkonunda
Yiyecek arıyordu
Serçe kuşları.

Mevsim bahar olsaydı;
Yiyecek sıkıntısı olmazdı
Kuşların
Sürüler halinde
Gökyüzünde
Arkadaşı olurlardı
Yıldızların.

 

SENİ DÜŞÜNÜYORUM

Şimdi senden çok uzaktayım,
Elimde bana verdiğin o resim,
Gözbebeklerim hasret kalmış sana,
Seni düşünüyorum, ilk tanışmamızı.

Hani o ağaca kazıdığım ismini,
Seni düşünüyorum, ilk dansımızı,
Bu şarkı, bizim şarkımız deyişini,
Seni düşünüyorum, ellerin elimde.

Gözlerine saatlerce baktığım günleri,
Seni düşünüyorum, beklerim diye verdiğin sözleri,
Sana aşkımı ilan edişimi, seviyorum deyişini,
Seni düşünüyorum, ilk öpüşmemizi.

Ve senden ayrılmam deyişini düşünüyorum,
Sonrada, sonrada bırakıp gidişini,
Anılarımla beni, maziye gömüşünü düşünüyorum,
Seni düşünüyorum, o lanet gün veda edişini !!!

YAŞ 17

Yaşım 35 olmuş,
Bugün, oğlum sorana kadar,
Farkında bile değildim!
Sorsaydınız bana, 17 derdim.

Yüreğime ateş 17 imde düşmüştü,
Kalbimdeki duygular 17 de kalmış.
Beynim sanki infilak etmiş 17 de,
Her şey 17 ye takılıp kalmış.

Sensiz 18 yılı nasıl geçirdim bilmiyorum?
Duygularım aynı, yaşlanan sadece bedenim olmuş,
Ben 17 den sonra büyümemişim sanki!
Neredesin beni 17 ye gömen sevdam...?
 

BİLİR MİSİN ?

Buram buram davet kokan,
Tenini yanımda hissettiğimde,
Kelimelerin boğazımda düğümlendiğini
Bilir misin ?
Karanlıkta ellerimi sana doğru uzatıpta,
Seni kaybettiğim korkusuyla
Boş bir yatakta irkildiğimi !
Bilir misin ?

Ellerini boynuma dolayıp,
Başını göğsüme koyduğunda,
Yaşadığım o duyguyu,
Bilir misin?
Hüzünü bilir misin ya da hasreti ?
Özlemek ne demek, ağlamak ne demek ?
Bilir misin?
Yok, yok bilemezsin,
Sen ancak ihaneti bilirsin...

ULUDAĞLAR ÇINLASIN

Beni ne kadar çok sevdiğini,
Senin için neler çektiğimi,
Bana sadakat yeminleri ettiğini,
Öyle bir haykır ki; Uludağlar çınlasın.

Bir gün ya bana geleceğini,
Ya da ölümü seçeceğini,
Görsün herkes sevdamızın gerçeğini,
Öyle bir haykır ki; Uludağlar çınlasın.

Duymamışlardır belki, sağır sultanın duyduğunu,
Görmemişlerdir belki, amaların gördüğünü,
Gazeteler hergün yazıyor, çaresiz aşıkların öldüğünü!
Beni sevdiğini öyle bir haykır ki, Uludağlar çınlasın
 

GECENİN BİR YARISI

...Ve bir şiirimi daha yazıyorum sana,
Her zamanki gibi, uykuya hasret gözlerim,
Şimdi belki yataktasın, uyuyordursun sen,
Unutamadım, dün gibi taze, sahte sevgi sözlerin,
İşte gecenin bir yarısı, yine ayaktayım ben.

Ekvator sıcaklığını koruyor kalbim, aşkının,
Kapanmaz yaralar açmış, hayalimde hala bakışların,
Sevda acısı çeken bir ben miyim, neden duyulmuyor senin de çığlıkların ?
Kim bilir, şimdi kiminlesin, nasıl uçuşuyordur saçların ?
İşte gecenin bir yarısı, yine ayaktayım ben.

Senin aşkından bana kalan tek miras;
Terk edip giderken bıraktığın, uykusuz gecelerim,
Bir değil ki, hangisine anlatayım kendimi, o şerefsizlerin,
Herkese ders olsun, sevda hırsızlarına bu sözlerim.
İşte gecenin bir yarısı, yine ayaktayım ben.
 

BİR ŞİİR TASARLIYORUM

Sana seslenmek için;
Bir şiir tasarlıyorum:
İçinde sevda tomurcuğu,
Mutluluk çiçeği,
Ve ihanet hançeri olan, bir şiir.

Önce aşkımızı anlatacağım sana,
Somra hayellerimdeki geleceği,
Ve en son gerçeği haykıracağım,
Bürütüs gibi ihanetini, yüzüne.

Sana seslenmek için;
İşte böyle bir şiir tasarlıyorum.

Sen ne sanıyordun ?
İçinde mutluluk ve sevda olan bir şiir mi ?
Yaşanmayanlar için beyit bile yazılamaz be!
Ben sana seslenmek için,
İçinde gözyaşlarım olan bir şiir tasrlıyorum.

 

ÖLÜR MÜYDÜN ACINDAN ?

Hovarda gönlüme ilacım oldun,
Hüzünlü günlerimde sevincim oldun,
Unutmak kolay mı, ilk sevdamdın ?
Bana varsan, ölür müydün acından ?

Nesi için, kalkıp ona gittin ?
İki kalp sevilir mi be zalim,nasıl becerdin ?
Sevdan ile yüreğimi yaktın, ciğerimi deldin,
Bana gelsen, ölür müydün acından ?

Gece gündüz çalışır, seni bakardım
Yetmez ise bu canı yoluna satardım !
Senin için dilencilik bile yapardım !
Bana varsan, ölür müydün acından ?

Hatırlayacaksın beni, gözlerin yaş dolu,
Pişman olacaksın, nasıl öldürdün yaşarken bir kulu?
Şimdi kendini mesud mu sanıyorsun, mutlluluk dediğn bu mu ?
Bana varsan ölür müydün acından.?

Bir sevda hikayesi duymayı göreyim;
Aklıma sen düşersin, gözümden yaşlar,
Sevdamı senin yerine söyleseydim; cevap verirdi taşlar!
Bana gelsen, ölür müydün acından ???
 

BELLİ DEĞİL

Ne olmuş gülüm sana ?
İndirmişsin yine kaşlarını,
Bak, bir hiç uğruna,
Ağırtmışsın o simsiyah saçlarını !
Mutluluk hayel ederken,
Zehir ettin ya bana,
Gençlik yıllarımı,
Biliyor musun?
Beni seviyor musun, sevmiyor musun?
Hala belli değil !!!
 

ŞEYTANIN GÖZÜ

Birgün öleceğiz elbette,
Bari ikimizde hayattayken,
Gel bir son verelim bu hasrete,
Vuslata erelim artık,
Bazı sevenler gibi, bizde.

Rüzgarlar fısıldasın kulağına,
Bu son davetimi.
Kollarımı açtım, gözlerim yollarda,
Bekliyorum seni.

Delikanlılığımda saramadım kollarıma,
Hala zaman varken, bir defa olsun sarayım seni !
Ne olur ?
Bıktım artık özlemekten kurtar beni.

Hoş, bunca zamandan sonra ,
Koşup gelsen bile ne olur ?
Yüreğimde küllenen sevdan,
Sanma ki bir daha kor olur.

Öyle ise vazgeçiyorum davetimden,
Sevdiklerimize adayalım şu kısa ömrümüzü ?
Yiyelim son kez, birbirimize verdiğimiz sözümüzü !
BİZİ AYIRAN ŞEYTANIN, ALLAH ÇIKARSIN GÖZÜNÜ.

 

 

SADECE ONU SEVDİM

Her gece rüyalarımı süsler hayalin,
Kalbimin en ücra köşesinde sen varsın,
Unutup bir gün, terketsende her şeyi,
Mazide kalan, yine bir tek sen olacaksın.

Ümitle her gün seni bekleyeceğim,
Sen yokken bile, yine seni seveceğim,
Bir gün, bırakıp beni gitsende başkasına,
Sadece O'nu sevdim diyeceğim.


BAĞLAYIN İTLERİNİZİ

Bırakın kışkırtmayı;
Anadolu insanının üstüne;
Dinine, örfüne, töresine,
Ağzından salyalar akan itlerinizi.

Yazmayın artık,
İçinde kavga olan,
Makale ve şiirlerinizi,
Kulak verin sesimize,
Bağlayın itlerinizi.

Söylemlerinizi
Sağcılığa, solculuğa değil,
Bilime ve mantığa dayandırın,
Ve yüreğinize onaylatın duygularınızı,
Değiştirin;
Beş kuruş etmez yüzlerinizi,
Kulak verin sesimize
Bağlayın itlerinizi.
 


İHTİLAL VAR
Bir tebessüm var yüzümde,uzun zamandır olmayan
Çelişkilerle dolu gecelerime son veriyotum bir kalemde.
Gözlerimde yaşların dindiği bu gece, kirpik uçlarımda bir hal,
Bu gece kalbimde, bu gece yüreğimde bir ihtilal var,

Kır çiçeklerinin buram buram kokusu ve içimi titreten ılık bir rüzgar,
Yüreğimin kapanmış kapılarını açıyorum bu gece sonuna kadar,
Bir çırpıda ılgıt ılgıt aşkın büyüsü dolar içime,
Takılır gönlüme aşk kelepçesi, bu gece yüreğimde bir ihtilal var.

Birisi var içimde beni benden alıp götüren,
Kulaklarımda bir melodi, beni durmaksızın dans ettiren,
Bir sevinç var bu gece içimde beni delirten,
Devrimci askerlere inat, bu gece yüreğimde bir ihtilal var.

Birazdan çalar kapımı, birazdan sarar aşkın büyüsü,
Bende bir hal var, yeni bir sevdaya açtım gönlümü,
Birazdan duyulur ayak sesleri, birazdan kapımı çalar birisi,
Bu gece kalbimde, bu gece bedenimde bir ihtilal var.

 

 

ETHEM KILIÇ'a
Hayat bazen darbeye teşebbüs eder,
Bu da öyle bir yoklama, anla işte,
Irgalar, silkeler, tozunu alır insanın,
Yoksa adam olmazdın öyle gidişle...

Kusura kalma, bu ara arayı açtık galiba,
Sıkıntısı çok biliyorsun, bu dünya yalan Dünya,
Uyumadan önce ilaçlarını yutmayı unutma.
Hemşireleri rahat bırak, doktorlarla da uğraşma.

Gördün kötüyü, akıllan, aklını başına al,
Çoculkarını ve dostlarını düşün,
Sabret Süreyyapaşa'ya bir iki ay daha kal,
Sonra istersen sıfırdan başla, istersen önceki gibi sürün.

Yakıştıramıyorum sana yatmayı, eski günler geliyor aklıma,
Dayanamıyorum, üzüntüden buğulanıyor gözlerim,
Ümüğümü sıkasım geliyor, aklıma geldikçe sek içtiklerin,
Kitapsız, bini bir para küfürlerin...

(Geçen yıl hastanede tedavi görürüken yazmıştım.Allah eski sağlığına
kavuştursun.)
 

KIRLANGIÇLARI UNUTMA

Her baharda
Başka bir yere sürüklüyor;
Kalbin seni.
Gönlün göçmen kuşlar misali,
Umduğunu bulamayınca
Boşuna kanat çırpmana mı yanarsın ?
Yoksa
Sessizce bir köşede ağlamana mı ?

Sakın ha !
Her göçmen kuşun ardından
Düşme yollara !
Bazısı yıllarca yaşar,
Bazısı aylarca !
Kışı geçiripte sıcak bölgelerde
İklbaharda
Dönüş yolunda
Ömrü altı ayda biten ,
Kırlangıçları unutma !!!

 

 

DELİRMEK İSTİYORUM

Yarını düşünmeden yaşamayı,
Önüne gelene adres sormayı,
Kuzunun postuna kafa yormayı !
Ne olur, biri anlatsın bana ?

Dünü ve önceki günü hatırlamamayı,
Yırtık pantalon, sökük gömlekle,
Sokak sokak dolaşmayı,
Ne olur biri anlatsın bana ?

Herkesin içinde utanmadan ağlamayı,
Meyhanelerde sarhoş sabahlamayı,
Çöpten kırık ekmek toplamayı,
Ne olur, biri anlatsın bana ?

Deli olsam, kaçırsam aklımı !
Tanıyamazsam, tanımasam en yakınımı,
Nasıl becerebilirim, bu cana kıymayı ?
Ne olur, biri anlatsın bana ?

Zor değildir, çekerim tetiği !
İp yerine, seçerim teli !
Çok gördüler bana gülmeyi
Nasıl deli olunur, biri anlatsın bana ?

MÜLTECİ

Okyanusda, fırtınalara direnmeye çalışan,
Kırık dökük bir geminin içindeki,
Son bir umutla kendine yeni bir vatan arayan,
Mmültecilerden birinin yerine ady gösterme beni !

İnanıyorum ki; kalbinde, hala yer vardır bana,
Bu sefer aç kollarını, koşayım sana,
Sakalları uzamış, yüreği korkuyla çarpan,
Bir mülteci eksilsin o gemiden.

Zor mu uçurumdan yuvarlanan birirnin
Elinden yakalayıpta, yeniden yukarı çekmek ?
Zor mu, eski günlere yeniden dönmek?
Galiba senin için en zoru, yeniden sevebilmek !!!



 

 

karaali_@hotmail.com

Sign in  |  Recent Site Activity  |  Terms  |  Report Abuse  |  Print page  |  Powered by Google Sites